Anasayfa

Hadis

Emir  <-----> Yarar

Önce bu meseleye esas teşkil eden bir hadis-i şerifin mealini okuyalım. Sonra da konuyla ilgili sorulara cevap vermeye çalışalım:

 

Ashab-ı Kiramdan Ebû Said el-Hudri anlatıyor. Bir Ramazan veya Kurban Bayramıydı. Resul-i Ekrem Efendimiz bayram namazlarını kıldığımız namazgaha geldi. Bir tarafta kadınlar da bulunuyordu. Onların yanından geçti ve şu hitapta bulundu:

Hiçbir sağlam kaynakta böyle bir şey yazmıyor. Binlerce siyer, hadis ve tarih kaynaklarında Hz. Muhammed (a.s.m)’in küçüklüğünden ölümüne kadar iffetin zirvesinde yaşadığına dair bilgiler ortada dururken, böyle bir uydurmaya inanmak için çok saf olmak gerekir.

Hak ile bâtılı ayırt eden mânâsına "Faruk" unvanının sahibi Hz. Ömer (ra), peygamberâne kabiliyetlerle donatılmış lisanına hakkın konulduğu mülhemun'dan bir zat idi. Elbette bu mantık, bu basiret ve bu firasete sahip insanın hayatı da biteviye bir hayat yaşayan düz insanların idrak sınırlarını aşacak olağanüstülüklerle doluydu. Bu hakikate işaretle Abdullah b.

Esved adındaki şahısların ismi, adı geçen el-İsabe adlı eserin III. cildinin 39-45 sayfaları arasında geçmektedir. Bu yerlerde yirmi altıdan fazla Esved ismi geçmektedir. Bunların hiç birinden böyle bir masal nakledilmemiştir. Kuvvetli bir ihtimalle iftiraya maruz kalan şahıs “Esved bin (Süfyan bin) Abd (u’l-Esved)’dir.

İslâm’da onu kabul etmek için zorlama yoktur. Fakat kendi iradesiyle Müslüman olan bir kimse ise bu sözünden (imandan) dönerse “mürted” kabul edilir. İnanıp da sonradan Kelime-i Tevhid’i hor ve hakir görüp imandan çıkan ve küfre dönen insanlar tarih boyunca görülmüştür.

Bu hadis Buharî’de geçtiğine göre prensip olarak sahih kabul edilir. Alimlerin görüşü bu yöndedir.

Bize Ebû Küreyb Muhammed b. Alâ' rivayet etti. (De­di ki) : Bize Ebû Üsâme Hişâm'dan, o da babasından, o da Âişe'den nak­len rivayet etti.

Sünnetin, Kur'ân-ı Kerim'den sonra, ikinci asli delil olduğunda görüş birliği vardır. Bu yüzden Hz. Peygamber (asv)'e nispeti sabit ve sahih olan sünnetin gereğine göre amel etmenin vücubu üzerinde bütün bilginler ittifak etmiştir.

Sünnet: Peygamberimiz (asv)'in yaptığı, konuştuğu, hal ve hareketlerinin tamamına sünnet diyoruz. Öyleyse hayatı boyunca yaptığı her şeye sünnet diyebiliriz.