Anasayfa

Müslümanların hem sayıca az, hem de şiddetli bir baskıyla karşı karşıya kaldıkları Mekke döneminde, doğrudan savaş emredilmemiştir. Gelen ayetler, afv ve safh'dan, namazı kılmaktan, zekatı vermekten bahsetmektedir(1). Şüphesiz bunun bazı hikmetleri vardır. Mesela:

1- Müslümanlar sayıca az idiler. Savaşa izin verilseydi, aleyhlerinde olurdu. Cenab-ı Hak, onların sayılarının artmasını diledi.

2- Eğer savaşa izin verilseydi, iç savaş meydana gelirdi. Çünkü, müslümanlar çeşitli evlere dağılmış bir haldeydi. Kendilerini kuvvet yoluyla savunma durumunda, her aileden kan akacaktı. Hicretten sonra ise, saflar ayrıldı. Bu mahzur ortadan kalktı. (2)

İşte safların ayrıldığı bu dönemde, önce şu ayetle savaş izni gelir(3):

"Kendilerine savaş açılanlara, zulmedilmelerinden dolayı (savaşa) izin verildi. Şüphesiz Allah, onlara yardıma kadirdir."
(Hacc suresi, 39)



Bu izni, daha sonra, şu gibi emirler takip eder:

"Sizinle savaşanlarla, siz de Allah yolunda savaşın. Haddi aşmayın. Allah haddi aşanları sevmez."
(Bakara suresi, 190)

"Müşrikler toptan sizinle savaştıkları gibi, siz de onlarla toptan savaşın. Biliniz ki Allah, müttakilerle beraberdir."
(Tevbe suresi, 36)



Kaynaklar
1- Mesela "ellerinizi savaştan çekin. Namazınızı kılın, zekatınızı verin..." (Nisa, 77) "Güzel bir şekilde sabret" (Mearic, 5) "Sabah akşam rızasını dileyerek Rablerine dua edenlerle beraber nefsini sabırlı tut" (Kehf, 28) gibi ayetler Mekke dönemiyle ilgilidir.
2- Seyyid Kutub, Fî Zılali'l-Kur'an, Daru'ş-Şuruk, 1980, I, 185-186; Sabunî, Revaîu'l-Beyan, I, 213-214
3- İbnu Kesîr, V, 436